Küçük Dilini Yutmak!!!!
Hayretler içerisineyim!!!! Duyduğum şey beni o kadar şaşırttı ki hayretler içerisindeyim! İnsana duyduğum saygıyı bir kere daha gözden geçirmek durumunda kalışım da bundan dolayı! Nasıl bir yanılmakmış ki bu artık daha ötesi nasıl olabilir ki diye düşünüyorum??!!?? Bir yaşıma daha girdim bugün ben… Hayırlı olsun…
Not: Bu arada geçmiş olsun dilekleri için hepinize teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız…
Yıldızsız Gece…
Sevmiyorum akşamları! Bir çırpınış var içimde… Ben bastırmaya çalıştıkça canımı yakan bir çırpınış var… Hiç bu kadar kötü olmamıştım… Hiç bu kadar acımamıştı canım düştüğümde… Ne zaman geçecek bu içimi sıkıştıran sıkıntı? Dinlemedim ben kendimi… Yine koşarken buldum kendimi ki çarptığım duvarı görmeye bile fırsatım olmadı!
İyi misin diye sormayın, değilim!!
Yine gülümse diyenlere sözüm, olmuyor!
İçim mi bana bunları eden?
Sözüm ki içime geçmiyor!
2.Törpünün ardından…
Ruhun törpülenerek sivrildiği anlarda bütün şarkılar insana kendine yazılmış gibi gelir. Hiç dinlemediği şarkıları bile kulak kesilip dinler ya hani.. Kimbilir belki de ruh ayrı bir kederlenmek istiyordur da dinler.. Bu gün kendimi bir şarkıya kulak kesilmiş pür dikkat sözlerini dinlerken buldum.. “Umutsuz olduğu bir anda sevmek ister her insan; birazcık şanslıysan neden olmasın. Kendinden emin değilsen sevme, bensiz mutluysan hep öyle kal…” Gözlerimden yine istemeden indi inenler.. Son damlayı silerken, geride ne varsa silmem gerektiğini de anladım.. Bitti.
Hayat yine törpüledi.. Aynı yerden ikinci törpü.. Yolum daha çok uzun, bana müsade…
Ne Gece!
Bu gece bir sene içinde etmediğim kadar dua etmişimdir herhalde! Allah da bana kızmıştır anca işiniz düşünce bana geliyorsunuz diye ki yenildik…. Gerçi bu yenilgide sevgili kalecimiz Beşiktaşlı (!) Rüştü kardeşimin payı da azımsanamayacak kadar çok! Kendisi bence boksörlük ya da kickbox’a yönelmeli. Yumruklama yeteneği ve arzusu da ele alındığında bu alanlarda göstereceği milli başarılar bizleri mutlu edecektir.
Süper bir Türk takımı izledim bu gece televizyonda! Gurur duydum! Ben ki izleyemem (ki yine evin içinde gezinerek ve hakeme ilahiler şeklinde sayıp söverek..) televizyonun önüne gelip gelip anırdım!!! Hele ikinci golde ses tellerimin iflahını kesecek şekilde attığım nidaların etkisini yarın görebileceğime eminim… Çocuk…. sessi… oln… “Öğretmen ne dedi?” “Çocuklar sessiz olun dedi” “Hımmm..” (bu arada balkonda bir şey devrildi?? Hırsız olabilir mi? Yok sanmam.. Hırsız bile iş yapamaz haldedir bu akşam!) Bir de şu var ki bu koşmaktan aciz, gözüne gözlük hakemlerin bize karşı tutumları nedir? Pis musakka!!! Ayrıca değinmeden geçemiyeceğim, biri bana o spikerlerin orada ne işlerinin olduğunu açıklayabilir mi? Soyunma odasında veda konuşmasını yapan Terim’i kastederek “hakkınızı helal edin dedi mi?” diye soran ve sürekli yerinde sekerek konuğuna dönen ve “olmadı” diyen arkadaşlara sözüm??!!?? Hele bir tanesinin “ehehe ohh sonunda baklayı ağızımdan çıkarttım” edası ile “Terim gidiyor bu güne kadar biliyodum ama size dimedim!” açıklaması ve rahatlaması da takdire şayandı! Yahu taş gibi bir hatunu teknik traktör yapsınlar! Şöyle çıksın sütun gibi bacakları ile kenardan Terim gibi el kol sallasın! Hangi hakem yerine oturturacak o zaman? Hayal ettim de… İlginç olabilirdi… : )
Uzun lafın kısası Hayyam yazsın rubailerini ruhumuzdan eksik etmesin; Rüştü boksör olsun bizi verem etmesin!..
Not: Bu arada aklıma geldi arkadaşlar : )
1: Hafta: Adaptasyon
2. Hafta: Bunalım
3. Hafta: Cinnet
4. Hafta: Saadet : )
Hayyam, Sarap ve Mac!
Kirmizi sarap… Hayyam… Kim tutar bu ruhu??? Gol oldu!!! Bir sifir öndeyiz! Haydi alalim su maci da cözeyim ipini ruhumun; ne ben tutabileyim ne de Hayyam…
Re:
Kimi zaman bir yerden kimi zamansa birinden.. Ayrılmak zor şey.. Veda etmek ise daha zor.. Gözlerim doldu sildim.. Bugün benim değil, biter..
Re: Tanıdık bir ızdırap tırmaladı içimi, çizdi. Yok canım olmaz öyle şeyler’i pamuk yapıp, ya öyleyse’yi kolonyaladım ve bastım üstüne; yandı, üfledim..
……………….
Sırası değil…
Gidiş…
Gidiyorum… Bir zamanlar ruhuma ilaç olmuş o şehire gidiyorum yine… Yorgunum, bitkin ve sersemim… Hoşçakal Ankara…
Uzun süre mi olmuş ne??? :)
Bugün Yağız hatırlatmasaydı, iyice kopup gidecekmişim…. Ne kadar uzun süre olmuş böyle! Kopuşuma katkıda bulunan bir dolu şeyden en önemlisi sanırım okulda ikinci dönem maratonum ve bu maraton esnasında kaptığım “süper virüs”!! Adını süper virüs koydum ki grip ya da soğuk algınlığı falan değil bu! Acayip bir virüs! Osmanlı virüsü! (Bkz.Osmanlı Tokadı) Öyle geliyorum falan da demiyor hani! “Apla geldim ben kusura bakma az aksıracaksın, tıksıracaksın biraz da yatırıp süründürücem ben seni! Soora gitcem söz ama sana benden yadigar bir öksürük kalacak!…” nidaları ile bir hastalık süreci atlattım ki! Evlere şenlik! Ses tonumun aldığı karizmatik durum ise daha da tüyler ürpertici! Pek oturaklı oldu cidden! Mikroplarımı annem ve abime de bulaştırdım! Her hasta insanın misyonudur bu! Birilerine bulaştırılmalıdır mikrop! Ne o öyle rabbenaa hep bana! Olmaz ki canım cimrilik etmemek lazım, adettendir mikrop yakınlara eşe dosta bulaştırılır ki onlar da yakiiinen hissedebilsinler bu hadiseyi! Bir şey deneyimlemeden anlaşılmaz! Neyse şimdilerde baki kalan tek şey öksürük… Verem ailesi olarak geceleri sıra ile öksürüyoruz! Yakında ton katarak, kanon, çift ses vs. yaparak öksürmelerimizi sanatsal boyutlara taşıyacağız! Daha rezilleşmeden bu hastalık konusunu kapatıyorum! : )
Bak ki hayatım hastalık olmuş yazacak bir şey gelmedi aklıma ve bön bön bakakaldım ekrana!!
Yazmadığım süre zarfında neler oldu? Deniz ile Tolga evlendiler! Allah mutlu mesud etsin!!! Amiin!! Hasta oldum!! Newton Faulkner ile tanıştık çok iyi bir albüm! “Hand Built” bir de Teardrop yorumu var ki bu ara pek sık dinliyorum tadından yinmez! Eve pimapen yapıldı, benim oda ikinci dünya savaşından çıkmış gibiydi!!! Korktum odamdan! Sarma kedi hafif yollu kızgınlık dönemine girdi! Kendisi bıraksam bütün günü bacağımda geçirebilecek kudrete ve kızgınlığa sahip eheh!! Komik bir kedimiz var bizim!!!! Yalnız hakkını yememek gerekiyor ki 38 derece ateş ile yatarken kendisi beni hiç yalnız bırakmadı!! Teşekkür ediyorum!
Geç oldu yatayım ben artık! Müsadenizle diyor iyi geceler diliyorum!!!!!
Sinir Stres…
Kimi zaman mesleğimden soğuduğum anlar oluyor! Buna sebep ailelerinden terbiyenin “t”sine dair hiç bir şey alamamış çocuklar… Okulda arkadaşları tarafından sevilmeyen fakat sevmediklerini bile korkularından söyleyemedikleri; doberman misali, büyüdükçe beyni içeride sıkışıp kalmış ve düşünerek hareket etme yetisini tamamen yitirmiş; boş bakışlı, sevimsiz, kompleksli, hiç muhattap olmak bile istemediğiniz türden çocuklar!! Ailelerin boşverdiği çocuklar! İnsanı mesleğinden soğutan çocuklar!! Kendilerini nasıl bir yerde görüyorlar acaba?! Bir öğretmenin üstüne yürüyecek cesareti kendilerinde bulduklarına göre!! Öğretmen sınıfta iken ayaklarını kaldırıp sıranın üstüne koyma cesaretini kendinde bulduklarına göre!! Peki yanlış olan ne burada? Bulan var mı? Ben buluyorum ama bulduğumu da dillendiremiyorum ki! Dilde yine düğümler…. Allah bana ve tüm bu durumlar karşı karşıya kalıp asabı bozulan tüm Öğretmenlere sabır versin! Amin!
